Anne ve Bebek Arasında Güçlü Bir Bağ Nasıl Kurulur

      Toplumda genellikle bebeklerin 2 yaşına kadar bilinçsiz olduğu  yaşanılanlardan etkilenmeyip anıları unuttuğu düşünülse de bu doğru  bilinen en büyük yanlışlar arasında yer alıyor. 2 yaşına kadar geçen  süreçte...

Başlatan Kerem, 12 Nisan 2022, 15:24:57

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Anne ve Bebek Arasında Güçlü Bir Bağ Nasıl Kurulur


 
 

   Toplumda genellikle bebeklerin 2 yaşına kadar bilinçsiz olduğu  yaşanılanlardan etkilenmeyip anıları unuttuğu düşünülse de bu doğru  bilinen en büyük yanlışlar arasında yer alıyor. 2 yaşına kadar geçen  süreçte bebeğin psikolojisi oluşmaya başlıyor. Bu süreçte yapılan  yanlışların geri dönüşü çok zor olabiliyor. Bireylerin sağlıklı  psikolojilere sahip olmalarında bebeklik sürecinin etkisi önem taşıyor.


 ÖZGÜVENLİ BİREYLER YETİŞMESİNDE BEBEKLİK İLİŞKİLERİ ÇOK ÖNEMLİ

 
 Hemen hemen tüm gelişim alanlarının birbirleriyle paralel bir seyir  izlediğini vurgulayan Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, öncelikle bilişsel  açıdan insanın belli bir olgunluğa ulaşabilmesi için anne bebek arasında  güvenli bağlanım ilişkisinin gelişmesi gerektiğini ifade etti. Prof.  Dr. Dilek Şirvanlı Özen, "Sizi anlamadığını düşündüğünüz bebekler,  aslında her şeyi fazlasıyla anlar. Sadece onların anlama şekli,  yetişkinlerden farklı olarak, kendine has bir düşünce süzgecine sahip  özel sistemidir" diyerek özgüvenli bireylerin yetişmesinde temel olan  bebeklik çağına ilişkin önemli tespit ve tavsiyelerde bulundu.


 BEBEKLER NESNE DEVAMLILIĞINA DİKKAT EDİYOR

 
 Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, bebeklikte bilişsel gelişim açısından  en önemli keşfin, nesne devamlılığı kavramı olduğunu iletti. Nesne  devamlılığının, gerçek dünyadaki nesnelerin görüş alanı dışına  çıktıkları zaman bile var olmaya devam ettiklerine ilişkin farkındalık  durumu olduğu anlattı. Yani bunun bir anlamda, bebek için, "Gözden ırak  olan gönülden de ırak olur" tabirinin bilimsel tanımı olduğunu söyledi.


 ANNELERİNİN ONLARI TERK ETTİĞİNİ SANABİLİRLER

 
 1,5-2 yaş arasında bu yetinin kazandırılmış olması gerektiğini  söyleyen Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, "Bu kavramın bir diğer boyutu  ise kişi devamlılığıdır. Bebek için, "kişi" görüş alanında değilse, yok  hükmündedir. Bebek için en önemli kişinin, onun her türlü ihtiyacını  karşılayan ve ona bakım veren kişinin annesi olduğu düşünülürse, 1,5-2  yaşına kadar bebeğin, annesi gözünün önünden kaybolduğunda, yok olduğunu  düşünerek kendisini parçalarcasına bu olayı protesto etmesi normaldir.  Ancak bebek, nesne ve kişi devamlığını kazandığı andan itibaren,  bulunduğu yerden başka yerlerde de yaşamın devam ettiğini algılayabilir,  "Annem gitse de geri gelir" diyebilir" şeklinde açıkladı


 GÜVENLİ BAĞLANIM PSİKOLOJİSİ İÇİN ÖNEMLİ.

 
 Öte yandan bebeklik döneminin sosyal gelişim özellikleri  irdelediğinde, dönemin önemli kazanımlardan birinin, bebek ile anne  arasında gelişen güvenli bağlanım ilişkisi olduğu vurgulayan Prof. Dr.  Özen, "Bebeğin kişi devamlılığı problemini olumlu bir şekilde  çözebilmesinde, güvenli bağlanım, önemli bir rol oynar. Bir diğer  deyişle, bilişsel açıdan gelişerek kişi devamlılığını kazanmış olan  bebek, eğer o güne kadar annesini her ihtiyaç duyduğunda tutarlı bir  şekilde yanında bulmuş ise o zaman ona karşı güvenli bir bağlanım  sağlamış olur. Bu sayede de bebeğin düşünce sistemi "İnsanlar gözümün  önünden kaybolduğunda yok olmuyorlar, artık bunu biliyorum. Annem de  bugüne kadar her ihtiyaç duyduğumda benim yanımda olduğuna göre, annem  şimdi gitse de geri gelir ve benim ihtiyaçlarımı karşılar..." şeklinde  bir düşünce sistemine dönüşür." diye konuştu.


 BEBEK ANNESİNİN AYRI BİR VARLIK OLDUĞUNU ANLAMALI

 
 Bebeklik döneminin benlik gelişimi olarak tanımlayabileceğimiz  parçasının da yine bebeğin ayrılıklara vereceği tepkiler olduğuna işaret  eden Prof. Dr. Özen, "Bebek, 1,5-2 yaşına kadar, davranışları ile bu  davranışların sonuçları arasındaki ilişkileri keşfetmekle meşguldür.  Örneğin, bir nesneyi yakalamak için ne kadar uzanması gerektiğini, yemek  tabağını masanın kenarından aşağı ittiğinde neler olabileceğini,  ellerinin vücudunun bir parçası olduğunu, fakat karyola parmaklığının  vücudunun bir parçası olmadığını öğrenir." dedi. Tıpkı karyola  parmaklığının vücudunun bir parçası olmadığını öğrenmesi gibi, bebeğin,  bu süre zarfında annesinin de ayrı bir varlık olduğunu anlaması  gerektiğini belirten Prof. Dr. Özen, henüz bunun farkına varamayan  bebeğin, annesi gözünün önünden kaybolduğunda, hem "Giden geri gelmez"  düşüncesi hem daha annesiyle olan önceki deneyimleri çerçevesinde tepki  verdiğini anlattı.


GÜVEN İLİŞKİSİ TÜM HAYATI ETKİLEYEN BİR SÜREÇTİR

 Bebeğe, "Annem zaten bugüne kadar hiçbir zaman ihtiyaç duyduğumda  benim yanımda olmadı ki" düşüncesi yerleşmişse buna bir de "annesinin  kendisinden ayrı olmaması gerektiği, onun bir parçası olduğuna olan  inancı da eklendiğinde, ortaya çıkan durumun içinden çıkılmaz bir hal  aldığına dikkati çekti. Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen "Kişi  devamlılığı"nı kazanan bebeğin, annesinin kendisinden ayrı bir varlık  olduğunu anlaması ve en önemlisi de annesiyle kurmuş olduğu ilişkisine  güven geliştirmiş olmasının önemini vurguladı. Ancak bu şekilde bebeğin,  annesinden ayrıldığında sükunetini koruyabildiğini, "Bir işi olduğu  için gitti ama gitse de geri gelir, o beni bırakmaz, bugüne kadar da hep  böyle olmadı mı?......"şeklinde düşünceler geliştirir, aynı mekanda  olmasa da onun döneceğini hissedebilir. Bu güven ilişkisi, bireyin tüm  hayatını etkileyecek çok önemli bir süreçtir" dedi.


 BEBEKLER HUYSUZ DİYE ETİKETLENMEMELİDİR

 
 Prof. Dr. Özen, bebeğin 2 yaşına kadar bu tepkileri vermesinin normal  olduğunu asıl problemin, iki yaşını geçtiği halde bu tepkileri vermeye  devam etmesi olduğu tespitinde bulundu. "Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır  ki, bebek bir yandan kişi devamlılığını kazanırken bir yandan da  annesiyle kurduğu ilişkiyi test edebilmek için birtakım girişimlerde  bulunur. Yetişkinlerin bunları anlaması çok kolay değildir. Kendi içinde  farklı kurallar ve bakış açıları içerir. Onun için hiçbir zaman bir  bebek, yetişkin bakış açısı temel alınarak yargılanmamalı, bebeğin  verebileceği çok doğal tepkiler, "çok huzursuz bir bebek" ya da "huysuz"  şeklinde etiketlenmemeli." tavsiyelerinde bulundu. Bir bebeğin yaşadığı  bir olaya herhangi bir şekilde tepki vermesinin, kendisine göre bir  anlam ifade ettiğini dile getirerek, bunun yetişkinlerin düşünce  sistemine uymaması, böyle bir tepkinin anlamsız olduğu anlamına  gelmediğini söyledi. Bebek için bir anlamı olan bu tepkilerin,  yetişkinler tarafından anlaşılmaya ve anlamlandırılmaya çalışılması  gerektiğini ifade etti.
 

 
 2 YAŞINDAN SONRA BAĞIMLILIK DEVAM EDİYORSA GÜVEN İLİŞKİSİ OLUŞMAMIŞTIR

 Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, bebek davranışlarına örnekler vererek  annelere önerilerde bulundu. Prof. Dr. Özen, "İki yaşına geldiği halde,  bir bebek, annesi işe gittiğinde huzursuzluk yaratıyor ve anne geri  döndüğünde de ona nefes aldırmayacak ölçüde bire bir ilgi talep edecek  davranışlarda bulunuyor ise bunun onun "Anneciğim sen gidince bir daha  dönmeyeceğini düşünüyorum ve çok korkuyorum..." mesajını veriş şekli  olduğu düşünülmeli. Bu noktada bebek ile anne arasında bugüne kadar  kurulan ilişkinin niteliğinde problem olduğunun, gelişmesi gereken güven  ilişkisinin oluşmadığı anlaşılır" diye konuştu.

 BEBEĞİN İHTİYAÇLARINA DOĞRU ZAMANDA VE TUTARLI TEPKİLER VERİLMELİ

 
 Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, bunun çözümü için öncelikle,  anne-bebek etkileşiminde "yeniden yapılandırılma" çalışmalarının  başlatılmasını önerdi. Annenin tutarlı ve sözünde duran bir profil  çizmesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen sözlerine şu  şekilde devam etti:
"İlişkinin güven temeline oturtulması, annenin, bebeğin ihtiyaçlarına  zamanında ve tutarlı tepkiler vermeye başlaması, işten dönüş saatlerinin  belli bir düzende olmasına dikkat edilmesi, dışarı çıkarken bu  ayrılışın kaçarak, çocuğu aldatarak değil, ona açıklama yaparak  gerçekleştirilmesi, geri dönüldüğünde de "İşte bak sana söylemiştim şu  kadar saat gideceğim sonra döneceğim ve bak döndüm..." şeklinde "sözünde  duran bir anne" olunduğunun bebeğe hissettirilmesi gerekir. Bebeklerin  kollarında yetişkinler gibi bir saat olmayabilir ya da onlar, bir  yetişkin kadar, yapılan açıklamaları anlamıyor görünebilirler. Ancak şu  hiçbir zaman unutulmamalı ki, onların da kendi kafalarında bir saat var  ve bu saat, çevresinde yaşanan olaylar belli bir düzende işlediği  koşullarda, çok da dakik bir saattir. Her akşam 6'da işten dönen bir  annenin, bebeğini kapıda onu beklerken bulması ve 5.30'dan itibaren onu  her gün beklediğini öğrenmesi, şaşırtıcı değildir. Ayrıca, o sizi  anlamadığını düşündüğünüz bebekler, aslında sizi fazlasıyla anlamakta.  Sadece onların anlama şekli, yetişkinlerden farklı, kendi süzgecine  sahip bir düşünce sistemidir."


mynet


Deli tarafıma denk gelmeyin, zira orada ben bile hükümsüzüm...

Hızlı Yanıt

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.

Kullanıcı Adı:
E-Posta:
Doğrulama:
Lütfen bu kutuyu boş bırakın:
Lütfen aşağıdaki alana  " forumsever " yazınız.:

kısayollar: göndermek için alt+s veya önizleme yapmak için alt+p'ye basın

Benzer Konular (5)